Enes Şahin
bir şey anlamaya veya öğrenmeye geldiysen gidebilirsin. burada kendi kendime takılıyorum.

Konu Yok

konusuz
konusuz enes şahin

az önce uyandım. saat 12 , yanılmıyorsam sekiz buçuk gibi uyuyakalmışım. uyuyakalmayalı uzun zaman olmuştu.

süvarim hazırda , ov come on lets make a short talk.

şu an bulunduğum odada bir bokluk var ama bilemiyorum. odaya girdiğim andan itibaren uykum geliyor, hiç bir şeyden keyif almıyorum ve aşırı agresifleşiyorum. bunu geçen yıl farkettim. sabah 7 okula gitmiştim , 10 gibi sıkıldım döndüm ve uyudum. saat 3-4 gibi uyandım bi şeyler atıştırıp uyudum. 12 gibi uyandım, ve tekrar uyudum. uyandığımda da hala uykum vardı. oysaki özel olarak yorulmamıştım ve de günde 5 saatten fazla uyumayı tasvip etmeyen biri olduğum halde bu ‘tembel’ uykular bana göre değildi. neyse işte geçti gitti.

yazılarımı hiç programlamıyorum. önce gece olmasını bekliyorum, kahvemi yapıyorum ve yazmaya başlıyorum olayı bu.

sürekli gece , kahve, sigara, ismet özel, şiir, resim, heykel vs. edebiyatı yaptığıma bakmayın. ya da benimle yakınlaşmak için bunları kullanmaya çalışmayın. 3.sınıf bir insan değilim bunları hayatımın merkezine alayım. çoğu şeyinden nefret ettiğim şu dünyada yapmaktan keyif aldığım bazı şeyler bunlar o kadar. üst düzey bir anlam çıkarmayın. e tabi yapmaktan keyif aldığım şeyler de benim için en nihayetinde önemlidir; daha doğrusu başka bir şeyi olmayan biri için.

bir kısım tanıyanlar hitabetimin olduğunu söyler ama birçok kişi de sarhoş gibi konuştuğumu ve kelimeleri yuttuğumu söyler. hangisi doğru ulan?

hissediyorum ki birisi çıkıp gelecek ve bana diyecek ki ‘niye hep kendinden bahsediyorsun?’ ya da ben kendi kendime diyeceğim ki ‘kime ne anlatıyorum?’ bu sorulardan bu siteyi de kapatırım o zaman.

neyse ya yine üstümde ‘son gününü sorgulayarak geçirmiş aptalın hüznü’ var.

neyini sorguluyorum hayatın? yaşa geç işte a*k diyesim geliyor. ama bir yandan da bir şeyler için bir şeyler polemiği çıkıyor.

boş verin. bu dünyada hep rahatsız olacağız, sürekli bir şeyler olsun isteyeceğiz ve ‘bir şeylerin’ bazıları olacak bazıları olmayacak, biz olanları görmeyeceğiz ; olmayanlar gözümüzde büyüyecek kendimize ‘hiçbir istediğim olmuyor’ diyeceğiz ama yine de uğraşacağız ,çabalayacağız ve buna yaşamak diyeceğiz.

ve benim gibi bunu sözde ‘farketmiş’ olanlar da bunu bile bile yapacak. o yüzden kaçmayın.

ulan benden de hiç kişisel gelişimci, gaza getiren koç moç olmazmış. zaten oldum olası didaktik didaktik konuşanları sevmem. ne kadar iğrenç bir şey ya , her ne kadar anlatılan doğru ve mantıklı da olsa.

ama sen didaktik konuşsan susmaman için yalvarırdım.

 

benden de aşk romancısı olur ha. böyle süslü ve hiçbir manası olmayan kelimeler yazabilirim. o zaman ‘sen benim 37/2 nci yaşımsın’ kitabına başlayayım. patlarız , köşeyi de buluruz.

şaka bir yana en çok korktuğum şeylerden biri de budur…

devamı bir sonraki yazıda bitches.

Share

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.