Enes Şahin
bir şey anlamaya veya öğrenmeye geldiysen gidebilirsin. burada kendi kendime takılıyorum.

Gün’e Dair

elleri arkadan birleştirmek
elleri arkadan birleştirmek enes şahin

bugün her zamanki anı düşünmek yerine plan yaptım. normalde pek alışkanlığım değildir. planım : ellerimi arkadan g*tümün üstünde birleştirip antakya’yı dolaşmaktı. ve yaptım . ama dışarıdayken çok fena bir şey farkettim ve bu beni bir miktar düşünce artışına, aynı zamanda farklı hislere açılmamı gerçekleştirdi.

 

çevremde benim yaşıtım insanlar hiç de benim gibi giyinmemişti. şortlar, kapriler, skinny eşofmanlar, atletler falanlaaar filanlar. bense; uzun kollu gömlek ve pantolon. hani eşyalarımı muğla’da bıraktım o ayrı mesele de ama yine de muhtemelen aynı şeyleri giyerdim. ve beni asıl üzen şey ise benim gibi giyinenlerin hepsinin 40 yaş üstü olmasıydı. uzun kolu gömlek, pantolon, elde bir tesbih ve o elleri arkadan g*tün üstünde kavuşturmak. bunu farkettiğimde tam da bu pozisyondaydım. ulan benim içim o kadar yaşlı mı cidden?

 

“sosyal medya kuralına uymayalım arkadaşlar, corona olalım hep birlikte. ulan zaten ayda yılda bir salgın çıkmış ; hasta olmadık da demeyiz. yav ne diyorum ben , saçmalıyorum yine. saat öğlen 2 , orucum, güneşte yürüyorum ve başıma girdi sanırım. hayır Güneş’e yürümüyorum, güneşte yürüyorum. başıma girdi mi bilemem de ama kalbime girdi. ulan yine güneş esprisi. tahminen ne zaman bırakırım acaba bu kelime oyununu?”

 

bir zamanlar uzun bir sürenin ardından dışarı çıkınca bir arkadaşımla beraber nazımın bugün pazar şiirini söylemiştik. sonra dedik ki : arabistan’dan türkiye’ye gidince de gider gitmez bunu söyleyelim. ben geldiğimde hava bulutlu ve yağmurluydu ama uçaktan kafamı uzatır uzatmaz duraksayıp söyledim, hatta hostes garip bakmıştı. bugün de öyle oldu ve söyledim. o söyleyemedi, söyleyemeyecek.

 

bugün kendime değişik bir cezayla karışık ödül verdim. yaklaşık 40 saattir ayaktayım; sahurdan iftara kadar uyumama kararı almıştım ve uyguladım. aynı zamanda 4 saat güneşin altında dolandım ve otobüse binmedim. zaten otobüs sevmem, otobüs fobim vardır. en sonunda kafama güneş geçti, it gibi susadım böyle hayvan gibi susuz kalmış su aygırı gibi. 3 gibi eve geçtiğimde nefes alacak bile halde değildim , uyumaya çalıştım , sivrsineklerle cebelleştim , rüzgarı aradım, çöl simülasyonundan geçtim, dere tepe düz gittim , ajdar ile çay içtim, ciguliye kavun doğradım ve uyumayı beceremedim. iftarda da it gibi susamanın etkisi ile 7 litre su içtim. işte buydu be. valla çok zevk aldım bu işten. -sövme kısmını çıkarırsak-

Share

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.