Enes Şahin
bir şey anlamaya veya öğrenmeye geldiysen gidebilirsin. burada kendi kendime takılıyorum.

Geceye Dair

kahve ve ev
kahve ve ev enes şahin

uzak nedir?

kendinin bile ücrasında yaşayan ben için ;

gidilecek yer ne kadar uzak olabilir?

 

yukarıki dizeleri çok severim, her ne kadar dünya görüşlerine katılmasam da ismet özel , bence özel biridir. neyse şairden şiirden bahsetmeyeceğim.

gece nedir? neye denir? dünya kendi ekseninde aynı anda güneşin etrafında dönerken bulunduğumuz konumdan güneş gittiyse gece olmuştur. yani güneş gitti gece geldi.

ben hep gecedeyim desem yeridir. çünkü güneşim yok , çünkü Güneş’im gelmedi :). güzel espriydi ama neyse.

gece güzeldir, geceyi severim, gönderileri sürekli 2-3 arası paylaşmamdan anlamışsınızdır. gerçi anlamamışsınızdır çünkü gönderileri paylaştığım saat yazmaz. hatta yine anlamazsınız çünkü okuyan yok. evet ne güzel.

kahve güzel icat, antakyalılar da işini biliyormuş süvariye koymuşlar, süper. insanda değişik hazlar uyandırıyor.

ne diyordum ben , evet geceye dair konuşacaktık, belki de konuştuk. ‘nası yani?’ diye soran varsa;

kendiniz bulun.

tatlı bir kedi geldi yanıma az önce kahvemle bakıştı. evladım kahveyi içemezsin de get dediysem de bakakaldı. e gel iç dedim , bi kaba döktüm, mala bak der gibi baktı ve gitti. ne güzel

aklıma doğduğum yer geldi, medine , ah ulan ne kadar hızlı bir hayatım var. özel olarak düşünmesem orada doğduğumu unutacak oluyorum bazen hatta yaşadım mı? emin değilim. ne güzel.

türkiye’ye ilk geldiğim günleri hatırladım , hayret ne kadar da ilgincime gidiyordu sağımdan solumdan geçen insanların türkçe konuşuyor olması. ne güzel

ama sonra dağ mahallesine gittim , baktım millet şakır şukur arapça konuşuyor. hatayda olduğumu anladım.

kuzenim doğum yapmış çocuğun adını şemso koymuşlar. düşünsene 3-5 günlük bebeksin adın şemso. muhteşem

küçükken abim beni ellerimden ve ayaklarımdan yatağa bağlamıştı, sonra diğer abim beni çözdü ben de koşarak pencereyi açtım atlayacağım ulan dedim, abim de atla lan dedi. yemedi atlayamamıştım.

mesajlaşmak çok sıkıcı bir şey. sevdiğim bir arkadaşım da olsa 10-15dk dan sonra hatta oraya bile varmaz , mesajlaşmak beni çok sıkıyor. nasıl ha bire mesajlaşıyorsunuz lan siz?

bazı şeyleri çok düşünüyorum, hatta çok şeyi çok düşünüyorum , ama sadece düşünüyorum hiç bir yerlerime takmıyorum genel olarak rahat adamım ama işte düşünmek bile yoruyor.

aslında az önce dediğim yalan elbette çok önemsediğim şeyler var önemsemekle bir yere varmayacağımı biliyorum ama insan işte.

gece güzeldir, çünkü ben seviyorum. gün içinde söyleyemediğim, söylemek istemediğim ne varsa geceye söylüyorum, affet gece , kahvem yükünü hafifletmese de benim kahrımı çekmek zor, ailemden biliyorum.

iyi kötü ayırt etmeden her şeyin üzerine çekilen siyah perde , bilinmezlik, karanlık, anlamlandıramazlık ve ölümün akla en çok geldiği zaman, benim aklımdan çıkmaz ama o ayrı.

bekçiler geçiyor önümden, niye bakıyorlar ters ters?

he ya bizim ahmet abiymiş geçen yıl sabaha kadar parkta sohbet ederdik.

asma’ya bakıp astığımı canlandırıyorum bazen hazır ip de varken salıncak için bahçede;

ya da kahve bardağını başımla kırıp damarımı kestiğimi

kanların fışkırması ve içimde kaybolup giden kaoslar.

ya da ne bileyim yüksek bir çatıdan

kendimi atmak istiyorum bu dünyadan

kaptan ön kapı diyen

biri olmak istiyorum

gitmeden şu dünyadan

 

buraya kadar okuyan olmuşsa saygımı iletiyorum

ismet özelden ‘celladıma gülümserken çektirdiğim son resmin arkasındaki satırlar’

şiirini öneriyorum

geceye dair ne okuduk? diye düşünüyorsun belki

benden sözlüksel, 3.sınıf aşk romanı tanımı beklemeyin yapamam da zaten güzel olmaz

alın size bendeki ‘gece’

saf, katıksız, rötüşsuz, enesin gecesi

 

Share

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.