Enes Şahin
bir şey anlamaya veya öğrenmeye geldiysen gidebilirsin. burada kendi kendime takılıyorum.

Oyuna Getiren Baronlar

oyuna getiren baronlar
oyuna getiren baronlar enes şahin

konumuz başlıkta belli ama bildiğin oynanılan oyuna gelmek değil. zaten oyunlarla da pek aram yoktur, sadece bayram arefelerinde dayılarla sabaha kadar cs 1.5 atarız bi de son zamanlarda dayıyla pubg atıyoruz.

 

neyse konumuz oyuna getirilmek, kısmi aptallık ve düşüncesizce inanılan şeyler. aptallık ince ustalık gereken bir sanattır herkes beceremez. mesela kandırılıyorsanız ve bunun farkında değilseniz büyük aptalsınız, çünkü sizi kandıranın aptal olma ihtimalini düşünmeyip inanıyorsunuz. her neyse işte bugün dünyadaki herkesin nasıl da büyük bir aptal olduğunu ispatlayacağım.

 

mesela bir dizi çektiniz. senaryonuz cidden sağlam, oyuncular muhteşem. her şey harika. reklam yapmadan izlenebilir misiniz? asla . peki paranız yoksa reklam yapabilir misiniz? hayır. diyelim ki reklam yapamadınız ve bütün dizi çöp oldu değil mi? sabahtan akşama kadar gerekirse dizinizi izletmek için sokaklarda broşür dağıtırsınız.

 

ve diyelim ki biri dizinizi izledi. kalkıp da sağda solda ben ‘bunu izledim’, ‘şu harika dizi’. demesi çok nadirdir. çünkü mevcut topluma göre bir şeyin bağımlısı veya fazla seveni olmak büyük bir aptallıktır. o zaman asıl amaca gelelim.

 

bugün biri açıp kurtlar vadisi izlediğinde osman sınav mı bundan böbürleniyor, necati şaşmaz mı , yoksa onu izleyen mi?

bu aynı zamanda la casa de papel midir nedir her ne boksa onun için de geçerli.

ezel için de , deli yürek için de adanalı için de. veya sayamadığım birçok şey için bu böyle.

 

diziyi yapana para kazandırıyorsun, ücretsiz reklamını yapıyorsun ve babanın oğlu gibi savunuyorsun üstüne bunun hakkında diğer insanlarla tartışıyorsun. oyuna geldin gülüm.

 

kendileri hiç mi emek harcamıyor? harcıyor tabi , Sosyal Medya Baronlarından birine izletebilseler yeter gerisi gelir zaten.

 

 

başka bir örnek de verebiliriz. mesela starbucks ya da pablo veya da bunlar gibi kahve zincirleri. yalan yok ben de gittim ama starbucks a değil. sadece ‘hayatta her şey denenenbilir’ prensibimden dolayı gittim ve birkaç kez de tekrarladım. kahveleri gayet güzel. ama sorunumuz bu değil. sorunumuz algılama mantığımızda. mesela geçtik birisine , kahvemizi sipariş ettik parasını verdik, kahve hazırlandı ‘kalk gel kahveni al’ dediler gittik aldık, storye attık ve oturduk içtik. oyuna geldik gülüm.

 

bu olayın kazananı ve neler kazandığı: starbucks , ücretsiz reklam,garson ve kasiyer çalıştırmama aynı zamanda iyi fiyata kahve satışı

olaydan gayet memnun olan : kahveyi alıp içen.

 

kalkıp eski ve sade bir kafede buna benzer bir kahve içseniz yarı fiyatını ödeseniz, kahve ayağınıza gelse bu kadar mutlu olmazsınız ve kalkıp da orayı babanızın mekanı gibi anlatmazsınız.

 

kelhasıl velhelam ; Oyuna Getiren Baronlar, her işi bize yaptırıp bi de minnet ettiriyorlar. size çektiği diziyi izlemeye zorlamıyor veya yaptığı kahveyi içmeye; bunu yaptığınızda statüsünüzün artacağına inandırıyor sizi.

 

bu arada eleştiri , açıklık ve örnek ayağına ben de bunların reklamlarını yaptım. ben de oyuna geldim gülüm.

Share

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.